Milletimizin göz bebeği Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yıllarca sinsi bir şekilde yuvalanan Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) biat etmiş hainler, demokrasiye ve millet iradesine darbe vurmak için 15 Temmuz günü saldırıya geçti. Tankları, uçakları, helikopterleri ve uzun namlulu silahlarıyla vatan için sokaklara dökülen savunmasız halkın üzerine acımasızca kurşun ve bomba yağdırdı.Milletimizin göz bebeği Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yıllarca sinsi bir şekilde yuvalanan Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) biat etmiş hainler, demokrasiye ve millet iradesine darbe vurmak için 15 Temmuz günü saldırıya geçti. Tankları, uçakları, helikopterleri ve uzun namlulu silahlarıyla vatan için sokaklara dökülen savunmasız halkın üzerine acımasızca kurşun ve bomba yağdırdı.Ancak göğsünü kurşunlara siper ederek hainlere geçit vermeyen Türk milleti, tüm dünyanın gıpta ile izlediği bir demokrasi zaferine imza attı. 242 kişinin şehit düştüğü, 2 bin 193 kişi ise gazi olduğu o gün, Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak resmi kayıtlara geçti.15 Temmuz ‘Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün birinci yıl dönümünde, Kınık Belediye Başkanı Sadık Doğruer ile o gece Kınık’ta yaşananları konuştuk.
– Sayın Doğruer 15 Temmuz akşamı hain darbe planının gerçekleştirilmek istendiğini nasıl haber aldınız ve ilçenizde o gece neler yaşandı?
Eşimle birlikte bir hasta ziyaretine gitmiştik. Saat 21.30 civarlarıydı. Bir şeyler konuşulmaya başlandı. Galiba darbe oluyor falan diye. Önce şaşırdım. Düşündüm! Türkiye’de darbe dönemi mi kaldı dedim? Artı bunun yanı sıra yeni bir seçimden çıkılmış, yüzde 49,5 gibi bir oy alınmış. Daha sonra baktım ki, Boğaziçi Köprüsü’nün orada askeri cemseler falan var. Onları görünce şöyle düşündüm. Her halde köprüde bir suikast falan var. Güvenlik zafiyetinden dolayı kapatılıyor. Askerde, polise destek veriyor. İnanın bir darbe veya kalkışma olacağını hiç düşünmedim. Daha sonra baktım ki ortada bir sıkıntı var. Hatta vekil arkadaşlarımı aradım, bir sıkıntı var mı?Diye. Ama cevap alamadım. Daha sonra Milletvekilimiz Hamza Dağ sosyal medya üzerinden bir yazı yayınladı. “ Kalkan uçaklar ne pahasına olursa olsun indirilecektir” Bu yazıyı görünce bende hemen ilçeme döndüm. Ben yoldayken ilçe Kaymakamımız aradı. Sanırım bir kalkışma hareketi var diye. Hemen parti binamıza geldik ve o an bütün parti teşkilatı üyelerimize mesaj attık. Parti binamızda acele toplanın diye.
BAŞARAMAYACAKLARINI BİLİYORDUM
Tabi biz yaşananları ilçe parti binamızda televizyondan takip ediyorduk. Bir yandan da anonslarımıza devam ediyordu. Hükümetimiz görevi başındadır, belediyemiz görevi başındadır. Türk bayrakları ile meydanlara gelin diye. İlk başta bizlerde bir tereddüde düştük. Cumhurbaşkanımızı göremedik. Genel Kurmay başkanımızı göremedik. Ekranlara çıkıp bizleri rahatlatmalarını bekliyorduk. Bir telaş vardı. Başbakanımız Bin Ali Yıldırım’ın bir açıklaması vardı. ‘Bu bir kalkışma hareketidir. Herşekilde bastırılacaktır. Devlet güçlüdür’ diye. Kuvvet komutanında bir açıklaması oldu.Daha sonra Cumhurbaşkanımızın telefonla yaptığı canlı bağlantıyı meydandan izledik.Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ınçağrısını duyan yaşlısı genci meydanlara akın etti. Bizlerde Türk bayraklarını hemen belediyemize astık. Işıkları açtık. Parti binamıza Türk bayraklarımızı astık. Sürekli olarak devletimiz görevi başında anonsları yaptırdık. Birçok arayanımız oldu. Partimiz dışındanda, yanınızdayız diyerek. Ama Allah’a şükür ilçemizde bir sorun olmadı. Hatta askeriyede bir önlem alınmış. Bir kademe asker geri bile çekilmişti. O gece sabaha karşı namaza gittiğimizde içimiz de bir ferahlık vardı. Ben 80 darbesinde çocuktum. Aşağı yukarı darbe sabah saatlerinde olurdu. Şimdiye kadar bu iş biterdi diyerek başaramadıklarını biliyordum.
MEYDANLARA İNEREK O HAİNLERE DERSLERİNİ VERDİK
Şöyle bir anekdot paylaşmak istiyorum. Çok öncelerden başka bir partiden başkanlık yapmış olan bir ağabeyimiz aradı o gece ve şunları söyledi. “ Başkan sen deli misin? Darbe oldu anayasa askıya alındı, TRT karartıldı. Gözümle gördüm. Ben de dedim tamam abi biz sokaklardayız. Gelsinler alsınlar dedim. Hala bana oğlum bak jandarma gelir alır seni, sen darbe görmedin biz gördük dedi. İlk seni alırlar kaç dedi. Yaşananlardan üç gün sonra falan ziyaretime geldi. Ama ülkesini gerçekten çok seven bir ağabeyimiz. Buradan şunu söylemek istiyorum. Böyle bir olay karşısında biranda böyle bir bütün olunup, kenetlenip meydanlara akın edileceği başka cenaplarca tahmin edilmiyordu. Bunu o FETÖ kırıntısı da tahmin edemedi.
ASKERİ BİR DARBENİN KAZANINI YOKTUR
O gece diğer partiler de gerek bizleri arayarak gerekse de gelerek bizlere destek verdi. Gerek CHP gerekse MHP’nin ilçe başkanları aradı. Eğer bu olay gerçekleşmiş olsaydı diğer darbelerden daha kanlı olacağı apaçık ortadaydı. Devletin vergisi ile alınmış silahlar kendi milletimize doğrultuldu ve milletimizi vurdu. Bu bir darbe değil işgaldi. Kıbrıs’ta bekleyen İngilizler ülkeye girecek. Bir sürü senaryolar üretilecek. Birkaç diplomat vurulacak. Benim vatandaşımı koruyamıyor diye işgal güçleri vatanımızı işgal edecekler. Bence bir parselasyon olacaktı. 15 – 20 gün sonra o FETÖ kalıntısı buraya gelip başa geçecekti. Muhtemelen biz onları göremeyecektik. Eğer başarılı olsalardı,bizler ozamana kadar yargısız infaz edilirdik.
DARBE GÖRMÜŞ VATANDAŞLARIN TEPKİSİ ÇOK DAHA FARKLIYDI
Bergama ilçe teşkilatımız da partimize gönül vermiş bir ağabeyimiz vardı. Rüştü Karakaşoğlu. O gece duydum kalp krizi geçirerek rahmetli olmuş. Adamcağız böyle bir şey olamaz diyerek duvarları yumruklamış sinirinden. Ya niye darbe olsun kardeşim ülke de ne eksik ki? Ekonomik sıkıntı yok! Yüzde 49,5 oyla parti başa gelmiş. 6 ay da bir sandığa gitmişiz daha ne bekliyorlar. Sandıkla olmayanı asker silahlamı yapacak? falan. Abimiz çok net bir şekilde kalbinin isyanına yenik düştü. O darbenin isyanı sonrası kalp krizi geçirip ölmüş. Gerçekten demokrasi şehidi denilebilir. Darbe görmüş adamların tepkileri daha farklı. Gün geçtikçe nöbetler demokrasi şölenine döndü. Hergün bir şeyler yapılıyor. Mehter takımı marşlar çalıyor, semazenler, yapılan hayırlar ve okunan dualar. 28 gün boyunca meydanlar da her akşam 24 saat nöbetler tutuldu. Bizim ilçemiz tarım şehri. Tarlaya gidenler. 2 saatte olsa ilçeye gelip meydan da bekliyorlardı. Bende varım, buradayım diyorlardı. Herkes memleketine sahip çıktı. Herkes hakkını helal etsin. Tabi bizler burada sahip çıktık. Esas sahip çıkanlar Ankara ve İstanbul’daydı. İzmir bu olayın manevi yönünü yaşadı. Fiziki yönünü yaşayanlar İstanbul ve Ankara idi.
ÜLKEMİZ TARİHİ BİR SÜREÇTEN GEÇTİ
Aklımdan çıkmayan bir diğer olay ise İki yaşlı amacımız vardı. Yaklaşık 70’li yaşlardaydılar. Yere çökmüş şekilde hüngür hüngür ağlıyorlardı. Dedim ki ne oldu amca? Rahat ol bak başaramıyorlar. Hükümetimiz görevde. Oğlum sen bunları bilmezsin ben darbe gördüm. Biz Demokrat Parti zamanında darbe gördük. Falancanın filancası bir sürü isim saydı. Kayboldular, gittiler. Sen onları bilmezsin diyor. Bunları aldılar ve yerleri yok faili meçhul oldular. Bunlar insanları keserler, gömerler. Cenazesini bilmezsin, mezarını bulmazsın diyorlardı. Ben bunları gördüm. Onlar arkadaşlarımdı. Bu meydanlar da bizleri prangalarla çırıl çıplak dolaştırırlar diyordu. Tarihi gerçekleri dile getiriyorlardı. Hep şunu diyordum o gece. Bu ülke bunu atlatırsa gerçekten ileride torunlarımıza anlatacağımız, tarihi bir takvim yaşadık. Çok zor bir süreçten geçtik. Cumhurbaşkanımızı Allah korudu ve başımızda dimdik durarak yaptığı çağrıyla ve kararlılıkla milletimiz tarihi bir destan yazdı.
OLASI BİR KOALİSYON İŞGALE YOL AÇARDI
Eğer ki 7 Haziranda Cumhurbaşkanımızın deneyimli tavrı olmasaydı. 7 Haziran 1 Kasım arasında olası bir koalisyonu kabul etsek. O gece koalisyonun büyük ortağı biz, küçük ortağı kim olurdu bilmiyorum ama oldu ki bir uyuşmazlık oldu. Biri meydanlara diyor, küçük ortakta piyasa da yok. Küçük ortağının bakanları şapkayı koymuş alın diyorlar. O gece bu insanlar sokağa dökülmezdi. İkilem yaşanırdı. O zaman darbe değil işgal yaşanırdı. Çünkü bunların tek derdi ülkeyi parçalamak.
HALKIN GÜCÜ TANKIN GÜCÜNÜ YENDİ
Bu millet tankın önüne yatmış, canıyla, kanıyla vatanını savunmuş bir millettir. Gözünü karartmış. Elinde bir tek bayrağı ile tankın, topun, silahın üzerine yürümüş bir halk. İşte Çanakkale’deki o ruh. O manevi gücün aynısı 15 Temmuz da vardı. Allah izin vermedi o hainlere. Hadi darbe yaparak bir siyasi partiyi devirmeye çalışıyorsun. Peki, Atatürk’ün kurmuş olduğu meclisi niye bombalıyorsun. Bu meclis hepimize lazım hadi darbe oldu olmadı. Parti değişti, değişmedi. Koalisyon, oldu olmadı. Sandıktan çıktın, çıkmadın. Bu meclisten geçecek her şey! sen niye orayı bombalıyorsun? Sokakta yürüyen adamı niye bombalıyorsun? Bunun hiçbir şekilde açıklaması yok. Darbe girişiminde sonra ekonomik yönden de baskılar oldu. Hani darbeyle çökertemedik acaba ekonomiyle çökertebilir miyiz? Bir karışlık olur mu dendi. Şükür onuda atlattık. Seçimler oldu. Her şekliyle de anayasa da yüzde 51,5’la geçti. Hani 7 cedde yurtiçi ve yurt dışı karşı duruldu.
ORDU İÇERİSİNDE HAİNLER KADAR ŞEREFLİ TÜRK SUBAYLARIMIZ DA VARDI
Karargâh içinde bu hain planı engellemek isteyen şerefli Türk subayları da vardı. Yaptığınız bu iş doğru değil, dışarı çıkmayın diyen vurulan şehit olan subaylarda vardı. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yıllarca sinsi bir şekilde yuvalanan hainler yüzünden kötü bir imaj da oluştu. Asker üniforması itibar kaybına uğradı. Ben her konuşmam da her gece bu işi başarmak isteyen FETÖ’nün satılmışları devletin vergisi ile alınmış silahları kullanmaları buna inanan ahmaklar mutlaka var. Fakat inanmayan şerefli Türk askerleri de var, diye belirttim.
Buradan vatandaşlarımıza şunları söylemek istiyorum: Birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde milli birlik ruhumuzu yine 15 Temmuz’da yaşatmak için ben Demokrasi Meydanları’nda Kınık adına Türk Bayraklarıyla halkımızı meydana davet ediyorum. O günün anlamına ve içeriğini yakışır bir şekilde devlet ve hükümet olarak bir tören yapacağız. Herkesi meydanlara bekliyoruz.
Kınık Belediye Başkanımız Sayın Dr. Sadık Doğruer’e bizlere o gece Kınık’ta yaşananları ve yaşadığı olayları paylaştığı için Özgürses Gazetesi olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz. RÖPORTAJ: Özgür GÜN