EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU’NDAN 1 MAYIS AÇIKLAMASI!

Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir basın açıklaması düzenledi. Akşam saatlerinde Demokrasi Meydanı’nda gerçekleşen açıklama, Koronavirüs (COVID-19) ile mücadele tedbirleri kapsamında kısıtlı katılım ile yapıldı.

Özgürses Gazetesi
10:38 -
Abone ol
EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU’NDAN 1 MAYIS AÇIKLAMASI!

Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir basın açıklaması düzenledi.

Akşam saatlerinde Demokrasi Meydanı’nda gerçekleşen açıklama, Koronavirüs (COVID-19) ile mücadele tedbirleri kapsamında kısıtlı katılım ile yapıldı. Sadece bileşen temsilcilerinin yer aldığı açıklama, Genel İş İzmir 8 No’lu Şube Sekreteri Sinan Uğur tarafından okundu.

Açıklama metninde şöyle denildi:

“Dünyayı kasıp kavuran Koronavirüs salgınına rağmen, 1 Mayıs’ı yüzyıllar süren zorlu ve kanlı mücadeleler sonucu var eden uluslararası işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin mirasçısı olarak bizler yine alanlardayız yine sokaklardayız.
Zorlu günler geçiriyoruz. Dünya genelinde 3 milyonu aşkın kişi salgın hastalığa yakalandı ve 200 bini aşkın insanı kaybettik.
Ülkemizde de, açıklanan resmi rakamlara göre, 3 bini aşkın yurttaşımızı hayatını kaybetti. Hastalığa yakalanan ve ölenlerin önemli bir kısmı, salgının ortasında ölüme karşı savaşan sağlık emekçileri oldu. Yine çoğunlukla yoksul emekçiler salgında hayatını kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. Zenginler ‘parayı basıp’ satın aldıkları test kitleriyle hava atarken, korunaklı villalarında köşklerinde özel doktorlarıyla kendilerini garanti altına alırken, işçi sınıfı ve yoksul emekçiler ve değerli büyüklerimiz, emekli ve yaşlı yurttaşlarımız korunmasız bir şekilde ‘kendi OHAL’lerini ilan ederek hayata tutunmaya çalışıyorlar.
Umarız ki, bir an evvel hastalığa karşı aşı ve ilaç araştırmaları sonuçlanır ve salgın dünyadan silinir. Ancak, Sağlık Bakanlığının açıkladığı iyimser rakamlara rağmen, fabrikalardan gelen yeni vaka haberleri gün be gün artıyor. 65 yaş üstü ve 20 yaş altındaki yurttaşlara evden çıkma yasağı getiriliyor ama aynı evde yaşayan 18-65 yaş arasındaki emekçiler zorla işe koşuluyor. Hafta sonları sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor, ama, siparişlerimiz var diyen işverenlerin fabrikalarında işçiler çalışmaya devam ediyor. 301 canımızı kaybettiğimiz Soma madenlerinde 200’ü aşkın işçide koronavirüs teşhisi konulmuşken, işçi sağlığı ve güvenliği için hiçbir tedbir alınmıyor.
Ekonomik krizle birlikte işsizlik rakamları tavan yapmışken, salgın gerekçesiyle milyonlarca işçi daha işinden oldu. İş-kur önündeki kuyruklar uzadıkça uzuyor. Kapatılan işyeri sahipleri ve bu işyerinde çalışan işçiler borç içinde gelirsiz kaldılar ve onlara hiçbir destek yapılmıyor. İşten atmaları yasaklıyoruz derken, tam tersine atmanın başka bir şekli olan ücretsiz izin tek taraflı olarak yasallaştırılıyor. Emekli ve eve hapsedilen yurttaşlarımız açlık sınırının altındaki bir maaşla, ihtiyaçlarını karşılayamaz bir şekilde yaşamaya çalışıyorlar. Okulları kapanan öğrenciler belirsizlik içinde yeterli donanıma sahip olmadan evden eğitim almaya çalışıyorlar. Ama ne internet, ne elektrik, ne su ne de doğalgaz faturalarında hiçbir eksilme yok. Halka kendi olanaklarıyla hizmet götürmeye çalışan ve devletin ikinci temel ayağı olan yerel yönetimler, ‘devlet içinde devlet olmaz’ gibi komik gerekçelerle engellenmeye çalışılıyor.
Koronavirüs, zengini yoksulu ayırmıyor ama ülkeyi yönetenler emekçilerin vergilerinden oluşan bütçe ve fonları sermayeye kaynak olarak aktarma politikasına salgın sürecinde daha da hız veriyor. İlan edilen 200 milyar TL’lik kaynağın sadece yüzde 2’si yoksullara yardım adı altında dağıtılırken, yüzde 98’si sermayeye teşvik adı altında peşkeş çekiliyor.
1890 yılından beri tüm dünyada işçi sınıfı ve ezilenlerin uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günü olarak taleplerini haykırarak alanlara çıkışının üzerinden 130 yıl geçti. Bu yıl 1 Mayıs’ta alanlarda kitlesel kutlamalar yapamıyor olsak da, salgın koşullarıyla birlikte acil talep ve sorunlarımız katlanarak artmış durumda ve biz hangi koşullarda olursa olsun, taleplerimizi haykırmaktan geri durmayacağız.
– Yaşam her şeyden önce gelir ve bu nedenle, bütün yurtta karantina ilan edilmeli, başta sağlık çalışanları ve işçiler olmak üzere bütün yurttaşlar koronavirüs testine tabi tutulmalı, sağlık hizmetleri parasız ve herkes için ulaşılabilir olmalıdır.
– Özel sağlık kuruluşları kamulaştırılmalı, haklarında hiçbir yargı kararı olmadığı halde ihraç edilen kamu çalışanları işlerine iade edilmelidir.
– Zorunlu ve stratejik işkolları dışında bütün işletmelerde üretim durdurulmalı ve bu süre boyunca işçiler ücretli izinli sayılmalıdır. İşten atmalar ve ücretsiz izinler yasaklanmalıdır.
– Bütün gelişmiş ülkelerde uygulanan aile sigortası hayata geçirilmeli, bütün yurttaşlar ne koşulda olursa olsun asgari gelir güvencesine kavuşturulmalıdır.
– Çalışması zorunlu olan işyerlerinde mesai saatleri kısaltılmalı, bütün çalışanlar en üst düzeyde koruyucu ekipmanla donatılmalı, işyeri hekimlerinin gözetiminde çalıştırılmadır. Salgın sürecince çalışan işçilere risk primi ödenmelidir.
– Yap-işlet-devret modeli adı altında yapılan bütün ödemeler durdurulmalı. Çılgın ve gereksiz projeler iptal edilmeli, buralara ayrılan kaynaklar emekçiler için kullanılmalıdır. Nüfusun yüzde 1’ini oluşturan milyarderlere servet vergisi getirilmeli, asgari ücret vergi dışı bırakılmalı ve dolaylı vergiler kaldırılarak adaletli bir vergi sistemi kurulmalıdır.
– 65 yaş üstü yurttaşlarımızın maddi-manevi bütün ihtiyaçları karşılanmalı, en düşük emekli maaşı asgari ücret düzeyinde olmalıdır. EYT’lilerin gasp edilen emeklilik hakları bir an evvel iade edilmelidir.
– Gençler için internet ücretsiz olmalı, evde eğitim görenler için olanaklar güçlendirilmeli, öğrenci harçları kaldırılmalıdır.
– Yerel yönetim bütçeleri artırılmalı, hizmetlerin önüne engel çıkarılmamalıdır.
– Bir gıda krizine neden olabilecek tarımda dışa bağımlılık kaldırılmalı, üretici çiftçilerin borçları silinmeli, destekler artırılmalıdır. Tarımsal KİT’ler ve tarım kredi kooperatifleri yeniden canlandırılmalıdır.
– Vatandaşların bankalara olan borçları faizsiz olarak ertelenmeli, kepenk kapatan esnafların zararları karşılanmalıdır.
– İşsizliği de azaltmak için bütün ülkede çalışma saatleri haftada 35 saate, tehlikeli işkollarında ise 30 saate düşürülmelidir.
– Sendikal örgütlenme önündeki bütün engeller kaldırılmalı, başta PETKİM ve Star Rafinerisi olmak üzere devam eden bütün toplu sözleşmeler sonuçlandırılmalı, işçilerin talepleri karşılanmalıdır.
– Demokrasiyi, özgürlükleri ve laikliği esas alan yeni bir Anayasa, halkın tüm kesimlerinin katılımıyla ilan edilmeli, yurtta barış cihanda barış şiarı esas alınmalıdır.
Önümüzdeki yıl 1 Mayıs’ı yine yüzbinlerle alanlara çıkarak kutlama sözü vererek, bulunduğumuz her yerde, işyerinde, evimizde, bahçemizde daha refah ve özgür bir Türkiye özlemimizi haykırarak, taleplerimizi en gür sesimizle duyuracağız. Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu Bileşenleri olarak, tüm Aliağa’lıları sesimize ses vermeye birlikte mücadeleye çağırıyoruz.”