Haberler > Aliağa > ŞEHİRDEN DÖN­DÜM KÖY’E ‘1’
Aliağa
17 Mart 2018 - 09:28 | Güncelleme: 17 Mart 2018 - 09:34

ŞEHİRDEN DÖN­DÜM KÖY’E ‘1’

Hazırlayan: Özgür GÜN

Köy­ler­den kent­le­re göçün baş­lı­ca ne­den­le­rin­den bi­ri­si de ya­şa­nan en­düst­ri­yel ge­liş­me so­nu­cu şe­hir­ler­de or­ta­ya çıkan iş gücü ih­ti­ya­cı ol­muş­tur. 1970’li yıl­lar­da Ali­ağa’nın da sa­na­yi­leş­me­si ile bir­lik­te etraf köy­le­rin­den göç baş­la­mış, kısa bir süre içe­ri­sin­de ih­ti­yar nüfus dı­şın­da köy­ler­de kimse kal­ma­mış­tır.

Köy­den şehre göçün ön­cü­lü­ğü­nü ya­pan­lar, za­man­la ge­ri­de bı­rak­tık­la­rı eş, dost ve ak­ra­ba­la­rı­nın da köy­le­ri­ni bı­ra­kıp kente göç et­me­le­ri­ne ve­si­le olun­ca köy­ler yal­nız­lı­ğa terk edil­miş­ler­dir. Bu köy­le­rin ara­sın­da öyle bir Os­man­lı köyü var ki; o köy sa­na­yi­leş­mey­le ile bir­lik­te İzmir’in en­düst­ri kenti ha­li­ne gelen Ali­ağa’nın ıssız dağ­la­rı ara­sın­da yal­nız­lı­ğa terk edil­miş eski köy­dür.

Son za­man­lar­da artan nüfus faz­la­lı­ğı, şeh­rin gü­rül­tü­sü, st­re­si ve in­san­la­rın es­ki­ye öz­le­mi biraz art­mış ol­ma­lı ki terk edil­miş köy­le­re ye­ni­den dö­nü­şün hi­kâ­ye­si­ni kısa bir zaman sonra ya­za­cak gi­bi­yiz. Al­dı­ğı­mız bazı du­yum­lar üze­ri­ne Ali­ağa’dan hemen hemen 23 km uzak­lık­ta olan Eski Ha­cı­ömer­li Kö­yü­ne zi­ya­ret­te bu­lun­duk.

Şuan için köyde beş aile ya­şa­mak­ta. Daha önce 2 aile ya­şa­mak­tay­ken son za­man­lar­da üç aile daha köye geri dönüş yap­mış du­rum­da. Bunun dı­şın­da fark­lı pro­je­ler­le bu­ra­la­rı zi­ya­ret eden­ler­de olmuş. Özel­lik­le tu­rizm­ci kısmı araş­tır­ma­lar yap­mak­ta ol­du­ğu her­kes­çe bi­li­ni­yor. Butik otel, butik köy veya mis­tik bir köy ha­va­sı­nı ya­rat­mak is­te­yen­ler­de olmuş. Bu ko­nu­yu köyde ya­şa­yan aile­le­re ve şuan ki ta­bi­ri ca­iz­se yeni Ha­cı­ömer­li ma­hal­le muh­ta­rı­na sor­duk.
Hala köyün de ya­şa­yan ve hay­van­cı­lık­la uğ­ra­şan İbra­him Avcı ile köyün ta­ri­hi­ni ve tek­rar köye dö­nüş­le­rin olup ol­ma­dı­ğı­nı ve dı­şa­rı­dan ta­lep­le­rin du­ru­mu­nu sor­duk.

İbra­him Avcı bize kö­yü­nü ve o gün­le­ri şöyle an­la­tı­yor: “Kö­yü­mü­zün ta­ri­hi çok es­ki­le­re da­ya­nır. Kö­yü­müz­de eski ya­zı­yı bi­len­ler me­zar­lık­ta bu­lu­nan bir mezar ta­şı­nın üç yüz yıl ön­ce­si­ne­a­it ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Kö­yü­müz o za­man­lar yüz elli ha­ne­ye sahip olup ci­var­da­ki büyük köy­ler­den bi­riy­di.
Bu gör­müş ol­du­ğu­nuz ev­le­rin al­tın­da ahır­lar vardı.

Çünkü bu­ra­da her­kes hay­van­cı­lık­la ge­çi­nir­di. Tabi Hay­van­cı­lı­ğın ya­nın­da ve ta­rım­la da uğ­ra­şır­lar­dı. Kö­yü­müz­de o za­man­lar iyi ha­tır­lı­yo­rum; ayak­ka­bı­cı, bak­kal, man­dı­ra, de­ğir­men, se­mer­ci,tü­fek­çi vardı. Oku­lu­muz­da 60 öğ­ren­ci oku­du­ğu­nu ha­tır­lı­yo­rum. Kö­yü­müz çok gü­zel­di.

Ama işte 1970’li yıl­lar­da Ali­ağa’da fab­ri­ka­lar ku­ru­lun­ca bu­ra­da ya­şa­yan halk köyü terk et­me­ye baş­la­dı. Bu­ra­dan göç eden­ler şuan ki Mavi Köşe’ye ve Ali­ağa’ya göç­ler oldu.

Göç­ten sonra köyde sa­de­ce iki hane kaldı. Şimdi ise be­nim­le bir­lik­te üç hane geri geldi. Şu­an­da köye talep var. Dı­şa­rı­dan ge­len­ler bu­ra­da sa­tı­lık yer var mı? diye so­ru­yor­lar.​Ne ya­pa­cak­sı­nız diye sor­du­ğu­muz­da zey­tin ağacı di­ke­ce­ğiz di­yor­lar.​Bana göre köy­le­re geri dö­nüş­ler baş­la­dı diye dü­şü­nü­yo­rum. Şunu da be­lirt­mek is­ti­yo­rum ki ço­cuk­lu­ğu­mun kö­yü­nü çok öz­le­dim.”dedi.

Diğer bir köy sa­ki­ni olan Halil Yıl­dı­rım ise bakın biz­le­re Ha­cı­ömer­li’yi nasıl an­la­tı­yor.“Kö­yü­müz eski bir yer­le­şim yeri. Ta­ri­hi Os­man­lı dö­ne­mi­ne da­ya­nı­yor. Kö­yü­müz­de za­ma­nın­da se­mer­ci­sin­den, tü­fek­çi­si­ne bir­çok mes­lek da­lın­da esnaf bu­lu­nur­muş. Bu­lu­nur­muş di­yo­rum çünkü göç za­ma­nı­nı ya­şım­dan do­la­yı pek ha­tır­la­mı­yo­rum. Köyde kalan aile­ler­den bi­ri­de benim ailem. Bende Ali­ağa’da ça­lı­şı­yo­rum.

Fakat kö­yü­mü terk et­me­dim. Kö­yü­mü­zün geçim kay­na­ğı hay­van­cı­lık­tı. Biz­ler de hala hem tarım hem de hay­va

 

n­cı­lık­la uğ­ra­şı­yo­ruz. Sa­na­yi­leş­me olun­ca köyde bu­lu­nan halk geçim der­din­den do­la­yı köyü terk etmek zo­run­da kal­mış. Şun­dan köyde beş hane bu­lu­nu­yor. Ama yine kö­yü­mü­ze dö­nüş­ler baş­la­dı. Gör­müş ol­du­ğu­nuz gibi kö­yü­müz­de her şey mev­cut. Bir tek su­yu­muz yok ama kö­yü­müz­de yak­la­şık

70’e yakın su ku­yu­su var. Son za­man­lar­da kö­yü­müz film pla­to­su ha­li­ne geldi di­ye­bi­li­riz. Bize ya­ra­rı var mı? Yok mu?Der ise­niz orası mu­al­lak. Son bir film çe­ki­mi ol­muş­tu. Biraz ya­pı­la­ra zarar ver­di­ler. Birde elekt­rik di­rek­le­ri sö­kül­dü, onun dı­şın­da ne za­ra­rı nede ya­ra­rı oldu.”
1970’li yıl­la­rın baş­la­rın­da Ali­ağa Tüp­raş Ra­fi­ne­ri­si­nin ku­rul­ma­ya baş­la­ma­sı ve son­la­rı­na doğ­ru­da Pet­kim Ra­fi­ne­ri­si­nin ku­rul­ma­sıy­la bir­lik­te hal­kın köyü yavaş yavaş terk et­me­ye baş­la­dı­ğı­nı an­la­tan Ha­cı­ömer­li Ma­hal­le Muh­ta­rı Ali Dün­dar söz­le­ri­ne şöyle devam edi­yor. “ Kö­yü­mü­zün ku­ru­lu­şu 400 yıl ön­ce­si­ne da­ya­nır. Os­man­lı za­ma­nın­da ku­rul­muş bir köy­dür. Uzun yıl­lar Yunt Dağı’nın mer­ke­zi olmuş ve civar köy­le­rin bütün pa­za­rı­na, nal­ban­dı­na, zey­tin­ya­ğı fab­ri­ka­sı­na, un fab­ri­ka­sı­na, tüfek ta­mi­ri­ne, ter­zi­si­ne, ma­ran­go­zu­na yani Yunt Dağı’nın bütün iş­le­ri­ni gören civar köy­ler­den, gelip ka­lı­nan büyük bir köy ol­muş­tur. 1970’li yıl­lar­da Ali­ağa’da sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı­nın açıl­ma­sıy­la köy­lü­le­ri­miz hay­van­cı­lık­tan başka bir uğ­raş­la­rı

ol­ma­dı­ğın­dan geçim şart­la­rı zo­run­lu­lu­ğun­dan sa­na­yi ku­ru­luş­la­rın­da ça­lış­ma­ya baş­la­dı­lar. Köyün uzak­lı­ğı ba­kı­mın­dan şuan da bu­lun­du­ğu­muz esas Hacı Ömer­li yani Mavi köşe ola­rak bir yerde geç­me­se bile mavi köşe ola­rak bi­li­nen yere va­tan­daş­lar göç­me­ye baş­la­dı. Eski muh­ta­rı­mız göç baş­la­ya­ca­ğı­nı dü­şü­ne­rek özel bir plan çiz­dir­miş. Ali­ağa’ da plan üze­ri­ne ku­ru­lan tek köy bu­ra­sı ol­muş­tur. Yu­ka­rı kö­yü­müz­de tabi say­dı­ğım gibi her şey vardı. Yıl­lar­dır ca­mi­mi­zin odası, mi­sa­fir­ha­ne­si hatta hay­van­la­rı­na bile ba­ka­cak odası mev­cut­tur. Yu­ka­rı kö­yü­müz­de beş hane ya­şa­mak­ta­dır. Geri dönüş yavaş yavaş baş­la­dı gibi di­ye­bi­li­riz. Sü­rek­li ola­rak bu­ra­la­ra gelip sa­tı­lık arsa, tarla var mı? Diye so­ru­yor­lar. Biz­ler bu­ra­nın eski ya­şa­yan­la­rı ola­rak kö­yü­mü­zün ye­ni­den can­lan­ma­sı­nı tabii ki is­te­riz. Kö­yü­müz­le il­gi­li ya­pı­la­cak her­han­gi bir pro­je­yi iyi ola­cak yönde ise des­tek­le­riz. “

Ko­nu­mu iti­ba­riy­le Çan­dar­lı Kör­fe­zi­ne hakim du­rum­da olan ve Gü­zel­hi­sar baraj gö­lü­nün oluş­ma­sı ile bir­lik­te eşsiz bir man­za­ra­ya daha sahip olan terk edil­miş bu köy, bir­kaç sa­at­li­ği­ne de olsa; yo­ru­cu kent ha­ya­tı­nın ver­di­ği st­res­ten ve gün­lük te­laş­la­rın­dan uzak­laş­mak is­te­yen va­tan­daş­la­rın ka­ça­mak yap­tı­ğı ‘gizli cen­net’ ni­te

 

li­ği­ni hala ta­şı­yor. Biz­den söy­le­me­si bu­ra­sı da ya­pı­laş­ma­dan gelin bir görün deriz.