21 Kasım 2018, Çarşamba
Özgürses Gazetesi

“Gladyatörler Şehri” büyük ilgi topluyor

23 Temmuz 2018
“Gladyatörler Şehri” büyük ilgi topluyor

Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde de önemini sürdüren ve dünyanın en büyük mermer kenti olan Stratonikeia Antik Kenti, 3 bin yıllık tarihi kalıntılarıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerin gezi rotalarında yerini alıyor.

Birçok antik kent ve ören yerinin UNESCO Kültürel Miras Geçici Listesi’nde bulunduğu Muğla’da, 2015 yılında “Gladyatörler Şehri” olarak da ünlenen antik kentin, her geçen sene birbirinden kıymetli eserlerin bulunmasıyla kalıcı listeye alınacağı yönündeki beklentiler arttı.

Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Sratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, Karia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Stratonikeia’nın, Anadolu’nun yerli halkı olan Karialılar ve Leleglere ait bir yerleşim yeri olduğunu söyledi.

”Stratonikeia yaşayan bir arkeoloji kenti”

Prof. Dr. Söğüt, antik kentin Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde de önemli yere sahip, dünyanın en büyük mermer kenti olduğuna dikkat çekerek, 1977 yılında Prof. Dr. Yusuf Boysal başkanlığında başlayan kazı çalışmalarının sonraki dönemlerde devam ettiğini, kendilerinin de 2008 yılından beri çalışmaları sürdürdüklerini dile getirdi.

Kentte yapılan kazı çalışmalarında her yıl önemli verilere ulaştıklarını anlatan Söğüt, ”Stratonikeia yaşayan bir arkeoloji kenti. Bunun bir benzeri yok. Antik dönemden günümüze yapıların bir bütün olarak korunduğu başka bir kent bulunmuyor” dedi.

Kentte her öğretim elemanının kendi uzmanlık alanlarına bağlı farklı yapı ve alanlarda çalışma yürüttüklerini vurgulayan Söğüt, kazıların ağırlıklı olarak Kuzey ve Batı şehir caddeleri, Roma hamamı, mezarlar ve sur duvarlarında yapıldığını, antik kentin içindeki farklı tarihlere ait yapıların gezilebilecek duruma getirildiğini dile getirdi.

“Kentte kültür zenginliği yaşanıyor”

Söğüt, antik kentin tamamının Osmanlı dönemi taş döşeli yollarda dolaşarak gezilebilecek durumda olduğuna dikkat çekti ve Stratonikeia’da Grekçe, Latince ve Osmanlıca yazıtların hepsinin aynı yapı üzerinde görülebildiğini, kentin bu anlamıyla bir kültür zenginliği olduğunu vurguladı.

Stratonikeia’nın, Anadolu’da tapınak ve tiyatro ilişkisinin en iyi görüldüğü yerlerden biri olduğunu da aktaran Söğüt, şöyle konuştu:

“Anadolu’nun pek çok yerinde tarihi yapıları görmek mümkün ama Stratonikeia’da antik dönemden günümüze yapıların hepsi bir araya toplanmış. Kentteki her alanda belirli bir yapıyı ön plana çıkarıyoruz. Osmanlı dönemi köy meydanından tutun, Roma dönemine ait meclis binası, tapınaklar, hamamlar, hepsini bir arada görebiliyoruz. Buradaki farklılık herkesin ilgisini çekiyor. Stratonikeia Antik Kenti tarihte gladyatörlerin yetiştirildiği, büyük aşkların yaşandığı özel bir bölge.”

Söğüt, antik dönemden günümüze pek çok yapıda çalışmaları birebir gerçekleştirdiklerine vurgu yaparak, “İnsanlar burada yürürken bir adım attıklarında Helenistik caddeyi görüp devamında Roma Caddesi gibi tüm dönemleri bir arada görsünler istiyoruz. Ziyaretçiler kenti gezerken bir anda Helenistik Dönemden Meclis Binasını bir taraftan Osmanlı Dönemi Ağa Evini yan yana görebiliyorlar. Antik Dönemden günümüze yapılar içerisinde bütünselliği, korunmuşluğu birlikte koruyor ve koruma altına alıyoruz. Stratonikeia Antik Kenti içerisinde çok özel yönler var. Bunlardan en önemlisi pek çok kentte gladyatör var ama biz burada sadece 10’dan fazla gladyatörün isimlerini, mezarlarını, iskeletlerini ve hayat hikayelerini biliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Söğüt, amaçlarının Stratonikeia Antik Kenti’nin UNESCO’nun Dünya Kültür Miras kalıcı listesine alınmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Kaynak: AA

Reklam

Lütfen Dikkat

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Yorum yapan kişi; IP adresinin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, yorumun yetkililerce, fikri sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini siteye girdiği andan itibaren kabul ve beyan etmiş sayılır.

Bu sitede bulunan tüm yazılı ve görsel içerikler ile bu içeriklerin görsel ve sistematik tasarım hakları aksi belirtilmediği sürece Özgürses Gazetesi’ne aittir. Özgürses Gazetesi’nin yazılı izni alınmadan hiçbir yazılı, görsel, işitsel içerik kopyalanamaz, değiştirilemez, yeniden yayınlanamaz veya satılamaz. Aksine davranışların, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre hukuki ve cezai yaptırımları mevcuttur. Sitedeki tüm içeriklerin telif hakları korunmaktadır.